Anneliğe Giden Süreç (Matrescence)

Ebeveyn olmak düşüncesi birçok kişi için heyecan ve mutluluk verici bir düşüncedir. Bir bebekle beraber bir anne de doğar. Tıpkı bebeğin yavaş yavaş dünya ya hazırlanması süreci gibi bir süreç de anneyi beklemektedir hamilelik ve doğumun ardından. “Anne olunmaz, yavaş yavaş anneliğe doğulur.” Sözü burada çok yerinde kullanılmış olacaktır. Anneliğe evrilme süreci psikolojik ve fizyolojik değişimlerin bolca yaşandığı; kaygı, hayal kırıklığı, suçluluk, rekabet, bıkkınlık ve hatta kızgınlık ve korku gibi yoğun ve olumsuz duyguların da deneyimlediği bir dönemdir

Anneliğe Giden Süreç (MATRESCENCE):

Ergenlik nasıl çocukluktan yetişkinliğe bir geçiş süreciyse, anne olmaya giden süreç yani “matrescense” de anneliğe geçişi ifade eder. “MATRESCENCE” 1973’te Dana Raphael tarafından yazılmış bir makalede ifade edilmiştir.

Annenin östrojen ve progesteron hormonları, çevresindekiler (annesi, eşi, arkadaşları vb) ; bir  anneyi anne olmaya geçen sürecinde etkileyen öğelerdir. Birçok yeni anne, yaşadığı duyguları düşünürken ve bu süreci anlamlandırırken, yaşanılan belirtiler posportum depresyon ile karışabilir.

Anneliğe giden süreçte, birçok annenin yaşadığı benzer durumlar söz konusudur. Bunlar:

Belirsizlik:

En çok yatırım yapılan rollerde ve ilişkilerde ortaya çıkan bir histir.  Annelikle beraber yaşamdaki diğer rolleri anne yürütüp yürütemeyeceğini merak eder.  Bunun yanında belirsizlik hissini oluşturan bir diğer unsur da, annelik ve babalık deneyiminin tek bir çizgide ilerlememesidir, bu deneyim içerisinde iyi anlar olduğu kadar kötü anlar da vardır.

Hayaller ve Gerçekler:

Hamilelik ve annelik hakkında doğuma kadar anne baba çevrelerinden birçok şey duyar ve deneyimler.  Anneliğin anneye kendisini çok iyi hissettireceği gibi. Oysaki bu herkes için farklı bir deneyimdir. Doğum gerçekleştikten sonra, anne ve babalık deneyimlendikçe hayal kırıklıkları yaşanabilir.

Suçluluk, Utanç ve “Yeterince İyi Anne”:

Her kadının kafasında bir ideal anne temsili vardır.  Fakat bazı annelerde bu ideal anne temsili o kadar güçlüdür ki, “yeterince iyi anne” olmayı (çocuk doktoru ve psikanalist Donald Winnicott’ın geliştirdiği bir kavram) kabul etmek bir yetersiz ve eksik olma/bırakma hali olarak görülebilir ve mükemmel anneliğe ulaşma çabası yoğun utanç ve suçluluğa neden olabilir.

 “Hastaneden bebeğimle eve dönerken, arabada arka koltukta oturdum. Onu izlerken, birden tiz çığlıklarla ağlamaya başladı. Yardım edebilecek hiç kimse yoktu, ne bir hemşire, ne arkadaşlar ne de başka anneler. Şok içinde fark ettim ki, ona bakacak kişi bendim. O benim bebeğimdi ve ne yapmam gerektiğini bilmeliydim. Onu sakinleştirmeye çalışsam da, aynı zamanda bir korku dalgası geçti içimden.” (Stern, Stern & Freeland, 2013.)

Kuşaklararası Aktarım:

Doğum hikayeleri ve ebeveynlik kuşaktan kuşağa aktarılan, yaşantılar ve hisler bütünüdür. Farkındalıklarla bilinçli ebeveynliğe dönüşebilir, dönüşümlerle kuşaklar iyileşir.

Posportum Depresyon:

Plasentanın ayrılmasından itibaren başlayan ve 6-8 haftalık bir zamanı ifade eden bir süreç olarak kabul edilen sürece posportum dönem olarak tanımlanır. Doğumdan sonra ilk 24 saatte başlayıp 6-8 haftaya kadar geçen süre olarak da tanımlanmaktadır. Bu tanımın karşılığı, kültürümüzde 40 gün sürdüğü düşünülen “lohusalık dönemi” ‘dir,

Pospartum depresyon (doğum sonrası depresyonu, kısaca DSD) doğum yaptıktan sonra oluşan bir depresyondur. Depresyon bazen hamilelik sırasında başlar, ancak doğum sonrası depresyonu olarak adlandırılabilmesi için, doğumdan sonra da devam etmesi gerekir.

Doğum sonrası depresyonu çok yaygındır ve doğum yapan her yüz kadından 10-15’inin buna maruz kaldığı bilinen bir gerçektir. Birçok kadın bu konudaki duygu ve düşüncelerini başkaları ile paylaşmadığından dolayı, gerçek rakam aslında bundan daha fazla da olabilir.

DSD’nun belirtileri her depresyonla aynıdır. Bunlar, kendini kötü hissetme ve genelde günlük hayatta olan şeylere karşı isteksizliktir. Tek farklılık, bu belirtilerin doğumdan sonraki ilk üç ay içinde ortaya çıkmasıdır. Bazen, daha sonra başlayan bir doğum sonrası depresyonu yaşamak mümkündür, ancak belirtiler doğumdan bir yıl kadar sonra görülürse, buna büyük bir olasılıkla doğum sonrası depresyonu diyemeyiz.

Kaynakça:

S. , Nilüfer 2010, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi: Anne Babalarda Posportum Depresyon Sıklığı Ve İlişkili Faktörlerin Belirlenmesi

https://medium.com/@alexandrasacks

http://dergipark.ulakbim.gov.tr/spcd/article/view/5000107856

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir